Tartışmalı Tarihi Olayların 10 Farklı Bakış Açıları

Ünlü tarihi olaylara başka bir açıdan bakmak eğlencelidir; ne çeşit yeni bilgiler ve sezgiler elde edeceğinizi asla bilemezsiniz. Tam olarak doğru olmasa da bazıları şüphesiz çılgınca olabilir ve bazıları da bir bakımdan doğru olabilir. Hadi tarih boyunca gerçekleşen bazı ünlü olaylara bakalım, ama bu sefer bunlara farklı bir bakış açısından bakacağız.

10. Antik Romalılar Aslında Namusa Önem Verirlerdi.

018

Yaygın bir inanışa göre Antik Romalılar her türlü cinsel ahlaksızlıktan zevk almışlardır, ama onlar en bağnaz toplumlardan biriydiler. Aslında Roma Cumhuriyeti boyunca çiftlerin açık alanlarda birbirlerine yaklaşıp ilgi göstermeleri bile yasaktı. Bir tane senatör halk içinde karısını öptü diye senatörlükten bile uzaklaştırılmıştı.

Gün içinde seks yapmak uygun görülmüyordu; seks gece yapılmalıydı. Seks esnasında mumlardan ya da lambalardan ışık gelmezdi (kötü bir zevk sayılırdı), ve kadınlar tam olarak soyunamazlardı (böyle yapmaları ahlaksızlık sayılırdı). Aslında, antik Romalılar cinsel yönden Yunan kültürünü özümsedikten sonra daha cüretkar olmuşlardır.

Peki ya meşhur Roma seks partileri? Sydney Üniversitesi’nde bir araştırmacı olan Doktor Alastair Blanshard’a göre, meşhur Roma seks partisi cümbüş tanrısı olan Dionysus’u onurlandırmak için yapılan dinsel bir ritüelden başka bir şey değildi. İnsan içinde seks oldu – iki defa antik Roma’da böyle bir olay yaşandı. Roma festivalleri oldukça tutumsuz olurken, Blanshard kulağa masum gelen Yunan sempozyumlarının daha şiddetli boğuşmalara ve ahlaksızlıklara şahit olduğunu bulmuştur.

Peki bu Roman cinselliğinin iğrenç şekilde abartılması kimin suçu? Blanshard’a göre, kendi yaşam stillerine bahane bulmak için efsaneleri kullanan modern ahlaksızlar bir yana, daha çok bunda Hristiyanlık’ın suçu var. İlk Hristiyan yazarlar, dinlerini yüceltmek amacıyla, Roma hayat tarzını yazarlarken kaynak olarak yanlış kullanışmış Roma’nın hicivli parçalarını sıklıkla kullanmışlar. Onlar için, sözde alemci Roman yaşam tarzına saldırmak büyüyen dinleri için yeni katılımcılar çekmenin harika bir yolu haline gelmiş.

9. Avcılık-Toplayıcılıkla Geçinirken Daha İyi Haldeydik.

028

Çiftçiliği keşfetmeden önce kötü yaşam vardı kanısı hariç, atalarımız aslında sadece avcılık ve toplayıcılıkla oldukça refah bir yaşam sürüyorlardı. Oldukça az çalışma saatleri, daha sağlıklı beslenme biçimleri ve daha az kronik hastalıkları vardı.
Kanıt olsun diye Yunanistan ve Türkiye’deki antik avcı-toplayıcıların iskelet kalıntılarına baktılar. Türler çiftçiliğe geçtikten sonra yükseklikler azalmış. Yeni bir hastalığın çıkmasında tahıllar ve evcil çiftlik hayvanlarının büyük payı varmış. Kanıtlar ayrıca tarıma geçtikten sonra insanların boyunun büyük ölçüde kısaldığını da gösteriyor.
Tarım sosyal eşitsizliği de beraberinde getirmiş. İlk defa, iyi toprakları olan bir çiftçi işçi almış, zenginleşmiş ve bölgesini genişletmiş, ta ki yönetici bile olana kadar. Tarım olan toplumlarda kadının statüsü de hızla düşmüş. Çünkü kadınlar erkeklerle birlikte ava çıkıp avlanırlarken, tarımın gelmesiyle birlikte çiftçilik kadınların statüsünü çocuk yapma ve ev yönetimine düşürmüş.

8. Tibet’i Çin Geliştirdi

036

Çinlilere göre “Tibet’in özgürlüğü” 1950’lerde Tibetlilere daha iyi altyapı, eğitim ve tıbbi tedavi getirdi. Kanlı protestolara ve insan hakları sorunlarına bakmazsak, Tibetliler şu anda Çinliler gelmeden önceki hallerinden çok daha iyi durumdalar.

Bu kulağa kötü bir propaganda girişimi gibi gelse de, bazı bağımsız tarihçiler Çin öncesi Tibet’in Shangri-La olmaktan çok uzak olduğunu, daha çok Ortaçağ Avrupası’na benzediğini ileri sürüyorlar. Köylü popülasyon, rahipler ve aristokrat aileler tarafından yönetilen tarlalarda ırgat gibi çalıştırılıyorlardı.

Piramidin en üzerindeki sınıf ise buda rahipleriydi. Huzurlu dindar lider itibarlarının aksine, bu adamlar tarihsel anlamda yüzyıllar boyunca ülkeyi demir yumruk tutumuyla yönettiler. Binlerce köleyi ve çok miktarda toprağı aldılar. Baskıcı kurallar ve ölümcül cezalar bölgelerini gösteriyordu; Bir Dalai budist rahip kaçmaya çalışanlar için ellerinin kesilmesini ve gözlerinin oyulması emri bile vermiştir.

Tibet’in eski soyutlanma politikası tarihçilerin gerçek tarihlerini bulmasını çok fazla zorlaştırmıştır. Şimdilik, Tibet’in cennet mi yoksa yeryüzündeki cehennem mi olduğu konusu hala tartışmaya açık.

7. Altı Gün Savaşı’nı Sovyetler Birliği Tetikledi.

049

Altı Gün Savaşı’nda Sovyet Birliği’nin İsrail’i nasıl neredeyse fethettiğinden bahsetmiştik. Ayrıca belirttik ki, savaş İsrail’in nükleer gücünü yok etmek için Sovyetler tarafından çıkarılan büyük bir dolaptı. Tarihçiler Isabella Ginor ve Gideon Romez’e göre, Sovyetler’in önce onlara saldırmaları için İsrail’i kışkırtacak Arap dostları vardı. Savaş İsrail’in Dimona’daki nükleer deposunu yok etmek için Sovyetler’in en yeni jeti olan Mig-25 Foxbat’i göndermeleri için harika bir sis perdesi olacaktı. Sadece İsrail’in Araplar’a karşı almış olduğu hızlı ve büyük zaferleri Sovyetler’in İsrail’in nükleerlerini yok etme umutlarını sonlandırmıştır.

Tüm hikaye inanması güç gelse de, Sovyetler gerçekten de savaş için İsrail’e karşı kuvvetlerini harekete geçirmişlerdir. Emekli bir Sovyet bahriyesi o ve adamlarının savaşın başlamasıyla birlikte İsrail limanlarını ele geçirme emri aldıklarını onaylamıştır. Bir Rus hava kuvvetleri albayı da Mig-25 Foxbat’lerin İsrail’in Dimona’daki şüpheli nükleer tesisleri üzerine keşif görevine çıktıklarını doğrulamıştır.

6. Japonya’yı Savaşa Girmesi İçin Amerika Kışkırttı

0510

Hepimiz şu soruyu defalarca duymuşuzdur; Japonya’nın Pearl Harbor saldırısından Amerika’nın etkisi var mıydı? Buna benzer olarak da, neden Japonya ekonomik ve askeri yönden büyük bir ülke olan Amerika’ya saldırdı ve hatta bazı Japon liderler onları kaçınılmaz olarak ezeceklerini onayladılar?

Bazı kaynaklara inanılması gerekiyorsa, Başbakan Roosevelt’in yönetimi her şeyi başlattı. Franklin D. Roosevelt, Almanya’ya karşı olan savaşta halkın iyiliği için Japonya’nın ekonomisini sakat bırakan sert ambargolar ve yaptırımlar dayattı ve Japonya’ya da Amerika’ya saldırmaktan başka çare bırakmadı.Bu komployu makul kılan şey ise McCollum bildirisinin varlığıdır.

1940 yılında deniz istihbarat subayı Arthur McCollum tarafından yazılan bildiri, Japonya’yı Amerika’ya savaş açmaya kışkırtmak için sekiz yöntem öneriyor. Bildirinin Franklin D. Roosevelt’e ulaştığına dair hiçbir kanıt yokken, McCollum’un bildiriyi yeniden gözden geçiren amirleri Franklin D. Roosevelt’in yakın yardımcıları olarak hizmet vermişlerdir.

5. Hitler Fransa’dan Korkup İngiltere’ye İmrenirdi

0610

Hitler barışçıl değildi, ama aslında Anglo-Fransız dostluğuna karşı oldukça büyük bir korku sergilemiştir. Aslında, Ren’i yeniden ele geçirme esnasında, Hitler en ufak bir Fransız direnişinde generallerine çekilme emri vermelerini emretmiştir. Hitler aynı zamanda böyle büyük bir imparatorluğu yönetebildikleri için İngilizler’e de oldukça imrenmiştir. İngilizler’e savaş gidişatında bile sayısız barış teklifinde bulunmuştur.

Fuhrer, Almanya Polonya’yı işgal ettikten sonra, iki ulusun savaş ilanında oldukça dürüst bir sürpriz yapmıştır. Savaş ilanından sonra söylentilere göre, dış işleri bakanına yeniden yaklaşmış ve “Sırada ne var?” diye sormuştur. Ne yazık ki İtilaf Devletleri harekete geçmekte yavaş kalmışlardır. Hitler baştaki şokunu atlatmış ve çabalarını arttırmıştır.

4. Güney Kore Provokasyonları Kore Savaşı’nı Körükledi

077

Tarih öğretmenleri Kore Savaşı’nın Kuzey’in sebepsiz istilası yüzünden başladığını söylüyorlar. Ancak rahatlıkla Güney Kore’nin de çatışmada eşit payı olduğunu unutuyorlar.

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonraki yıllarda, iki Kore’nin arasındaki gerilimler en yüksek boyutuna Kuzey ve Güney’in olaylardaki eşitliğiyle ulaştı. Güney Kore Başbakanı Syngman Rhee (kuzeydeki mevkidaşı kadar diktatördü) iki Kore’yi gerekirse zorla birleştirmek istedi. Hükümeti rutin olarak savaş tehditleri etti ve silahlı kuvvetleri de düzenli olarak Kuzey Kore bölgesini yağmaladı.

Kuzey Kore’nin Kim II-Sung’unu geçici bir rahatlık veren hareketle Sovyet diktatörü Stalin’in sakinleştirmesi gerekti.

3. Atom Bombaları Gereksizdi

086

Japonya’yı işgal etmek için II. Dünya Savaşı’nın nasıl etki ettiğini ve milyonlarca Amerikalı ve Japon’un ölümüyle sonuçlandığını biliyoruz. Sadece Hiroşima ve Nagazaki’ye atom bombası atılması çok daha fazla kan dökülmesini durdurmuştu. Ama gerçekten gerekliler miydi?

Almanya’nın teslim olmasından bir ay önce, Japonya zaten İtilaf Devletleri’ne Hükümdar’a dokunulmaması şartı ile teslim olma niyetinde olduğunun gizli mesajlarını gönderiyordu. İtilaf Devletleri bu şartı kabul etmediler ve Amerika öne çıkıp bombayı bıraktı. Biraz ironik gözükse de, savaş sona erdiğinde Japonlar arasında Hükümdar’ın yerini korumasına izin verdiler.

O zaman neden atom bombasına gerek duyuldu? Revizyonistlere göre Amerika Sovyetler’e korku aşılmak ve komünizmin büyümesini frenlemek istedi. Eğer durum buysa, bu hareket ters tepen bir hareketti. Sovyetler’in kendi atom programını hızlandırmalarına neden oldu. Savaşın sonundan hemen dört yıl sonra kendi bombalarını başarılı bir şekilde patlattılar.

2. Moğollar Teslim Olmayı Katliam’a Tercih Ettiler

096

İnsanlar Moğollar’ın dönemleri boyunca millyonlarca insanı öldüren kana susamış barbarlar olduğunu düşünüyorlar. Moğollar çok fazla insanı öldürmelerine rağmen, ölü sayısı raporları onlardan korkanlar tarafından sıklıkla abartılmıştır. Hesapta Moğollar bugün Afganistan’da yer alan küçük bir şehir olan Herat’ta iki milyon insanı güya katletmişler. O sırada, bölgenin en yüksek nüfuslu ili Semerkant’da bile nüfus aslında sadece 200,000 idi.

Bu şişme ölü sayıları Moğollara tam uymuş. İmparatorlukları bittiği anda aşırı derecede insanı geren bu sayılarını arttırmak için propagandayı kullanmaya başlamışlar. Zulümlerinin sayılarını arttırmışlar. Planları çoğunlukla tıkır tıkır işe yaramış. Moğolların şehirlere sıfır direnme ile girmelerine ve sonuç olarak da hayatları kurtarmalarına yardım etmiş.

1. İngiltere Devrim Savaşı’nı Asla Kazanamayacaktı

108

Amerikan Devrimi’nin Hollywood tasvirleri sömürgeleri İngiltere etkin gücüne karşı gelen yiğit güçsüzler olarak tasvir ediyor, ama aslında roller daha tersine çevrilmiş olamazdı. Gerçekte ağır şekilde sayısı azalan ve cephanesi biten taraf İngiltere’ydi.

Savaşın başlamasıyla, İngiltere ordusu zaten büyük imparatorluğun diğer mülkiyetlerini korurken sayı olarak fazlalaşmış ve geniş bir alana yayılmıştı. 40,000 kişiden az olan bir kuvvete karşı İngiliz askerleri devrimi destekleyen 250-000-375.000 sömürgeyi ayağa kaldırmıştı. Buna ek olarak İngiltere’nin elleri Fransız-İspanyol-Alman birliğine karşı bağlıydı. Bu birliktelik sömürgelere sadece para ve silah yardımı yapmamış, aynı zamanda yere göğe sığdırılamayan kraliyet donanmasına karşı da bir deniz oluşumu sağlamıştı.

Her ne kadar İngiltere hafife alınmaması gereken bir güç olsa da, savaşı kazanmak için “her şeyi kazanmaları” gerekiyordu. Öte yandan, Washington’ın tek yapması gereken hayatta kalmak, savaşmaya devam etmek ve savaşın nafile olduğu konusunda Kralı ve Parlamento’yu ikna etmekti.

 

Çevrilen Link : listverse.com/2014/03/11/10-controversial-alternative-views-of-historical-events/?_notoolbar&_nospa=true

Çevrilen Başlık : 10 Controversial Alternative Views Of Historical Events

Yorum Yazın:

E-mail adresiniz paylaşılmayacaktır.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Footer

© Cewir.com 2016