İlişkiniz için Ne Kadar Ödün Vermelisiniz?

ilisli

Siz ilişkinize değil ilişkiniz size hizmet etmeli

Bir ilişki arayan herkesin amacı “kendini tamamlayan”, kişiliği ve karakteriyle mükemmel uyumu yakalayacak şekilde örtüşen o özel kişiyi bulmaktır. Bu diğer kişiyle aynı olduğunuz değil, birbirinizi bir yapbozun parçaları gibi tamamlayarak yeni ve harika bir varlık ortaya çıkaran mükemmel bir birliktelik elde ettiğiniz anlamındadır. İnsanlar Bay veya Bayan Doğruyu bulma konusundan bahsederken bunu kastederler, ancak bu bir idealdir. Tüm ideallerde olduğu gibi, Bay Tamam veya Bayan Yeterince İyi için “uzlaşmamız” gibi çoğunlukla ödün vermemizi gereken zamanlar olur. Peki, ödünün ne kadarı çok fazladır?

Romantik keşfin keyifli sancılarını çektiğiniz ilişkinin erken, tutkulu evresinde dünya harika bir yerdir, kuşlar yeni aşkınıza ithafen güzel melodiler şakır. Diğerleriyle kıyaslanamayacak bir duygudur ve doğal olarak sonsuza kadar, en azından olabildiğince uzun süre devam etmesini istersiniz. Bu ilişkinin sürmesini sağlamak için her şeyi yapabileceğinizi söylersiniz ve bunu bütün samimiyetinizle söylersiniz – zaten sorun da budur.

Küçük dozlarda ödün vermek çok önemli olup birkaç konu dışında sorunsuz giden bir ilişkideki pürüzleri yumuşatmak için çoğu kez gereklidir. Karşı taraf telefonda konuşurken televizyonun sesini kısmak büyük bir iş değildir, getir götür işlerine veya günlük ev işlerine yardım etmek için ara sıra televizyonu kapatmak da öyle. Bu ödünler, ilk planda bir ilişkiye girmemizin nedenleri olan bizim temel ihtiyaçlarımızı, isteklerimizi ve en derin arzularımızı tehdit etmez. Kim olduğumuzun temel ögelerinden ödün vermeye başladığımızda ilişkinin temelinde çatlaklar kendini göstermeye başlar.

Sağlıklı bir ilişki her iki tarafın da kim olduğunu onaylamalı ve her insanın kendi ihtiyaçlarını diğeriyle birlikte karşılamasına izin vermelidir. Daha zayıf bir ilişki, taraflarının biri ya da her ikisinden diğer tarafın ihtiyaçlarını karşılamak için derin ve anlamlı bir şekilde değişmesini talep eder ve bu durum ilgili kişilerin biri ya da her ikisinin ödün vermesi anlamına gelir. Bu tür durumlarda, ödün ilişkiye olması gerekenin tam tersi yönde hizmet eder – ilişki kendisini paylaşan kişilere hizmet etmelidir.

Çoğu ilişkinin iki önemli bileşenini içeren aşırı bir ödün örneğini ele alalım; duygusal ve fiziksel yakınlık. Elbette sadece bu ikisi söz konusu değildir ama çoğu insan için sanırım bunlar listede oldukça yukarı sıradadır ve sağlıklı bir ilişkinin yerine getirmesi gerekli esas arzuları temsil ederler. İlişkinin tarafları bu ikisinin önemi konusunda, ister biri ya da diğeri daha önemli olacak ister ikisi de eşit öneme sahip olacak şekilde, anlaşmaya varırsa işler yolundadır ve taraflar birbirlerini ihtiyaçlarını karşılayabilirler.

Ancak taraflar bunların göreceli önemli konusunda anlaşmazlığa düşerse – taraflardan biri fiziksel yakınlığa daha fazla değer veriyorken diğer taraf duygusal yakınlığa daha fazla ihtiyaç duyuyorsa – ilişkinin stres veya büyüyen bir içerleme ortaya çıkamadan her iki tarafın da ihtiyaçlarını karşılaması daha zor olabilir. “Olabilir” diyorum çünkü çoğu kez fiziksel ve duygusal yakınlık, fiziksel ve duygusal yakınlığı birleştiren sevişme sırasında olduğu gibi birlikte gider, böylece her iki taraf da aynı eylem içinde ihtiyaç duyduklarını aldıkları için önceliklerdeki farklılıklar kendilerini ortaya çıkarmaz. Ama taraflar her iki ihtiyacı aynı anda karşılayacak bir yol bulamadığında, kendi ihtiyaçlarını karşılanmamış bırakırken diğer tarafın ihtiyacını karşılamak zorunda kalmak yüzünden içerlemeye başlayabilirler ve bir ihtiyaç kişinin kim olduğunun temel bir parçasıysa onu ihmal edilmiş bırakmak sadece içerleme ve acı ortaya çıkarır.

Bu durum son derece açık gözükebilir ama yeni bir aşkın insanın aklını alan keyfi ile mest olduğunuzda, diğer kişiyle olmak için her şeyden vazgeçmeye hazır bulunduğunuzda ve vazgeçtiklerinizin maliyetini değerlendiremediğinizde akılda tutması zordur (Aynı şey bir ilişkinin sonunda tüm acıyı içinize attığınız ve diğer kişinin size başka bir şans vermesi karşılığında dünyaları vaat ettiğiniz durumlarda da olabilir). Bazı durumlarda bu uyumsuzluklar ve ödünler ilişkinin erken dönemlerinde bariz bile değildir – örneğin birlikte yaşamaya başlayana kadar yüzeye çıkmayabilirler. Ancak, bir kez kendilerini açığa vurduklarında ihmal edilemeyebilirler ve edilmemelidirler, özellikle de ilişki sürecekse (sürmeliyse).

Son söz: Küçük ödünler doğal ve kaçınılmazdır ama asıl amacı kim olduğunuzu onaylamaya yardımcı olması gereken bir ilişki uğruna sizin için önemli olanların çok fazlasından vazgeçmemeye dikkat edin.

Çevrilen link : https://www.psychologytoday.com/blog/maybe-its-just-me/201106/how-much-should-you-compromise-your-relationship

Yorum Yazın:

E-mail adresiniz paylaşılmayacaktır.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Footer

Sliding Sidebar

© Cewir.com 2016